Ben Asuman. Yıllardır kahve falı bakıyorum — dostlara, aileme ve henüz tanımadığım insanlara. Fincanının fotoğrafını gönder, birlikte bakalım.
Kahvenin bıraktığı desende şekiller görürüm: bir çapa, bir balık, bir yıldız. Önce ne gördüğümü anlatırım, sonra her sembolü sakince açıklarım ve senin hikâyeni örerim. Boş laf yok — sıcak, dürüst ve hep seninle ilgili.
Türk kahveni iç, fincanı tabağa ters çevir ve içindeki telvenin fotoğrafını çek.
Şekillere, kenarlara, dibe bakarım. Kenara yakın olan şimdi; derinde olan sonra gelir.
Kişisel bir fal alırsın: ne gördüğümü, ne anlama geldiğini ve sana uygun dürüst bir mesaj.
Ben Asuman. Türk-Hollandalı, iki dil ve iki mutfak arasında büyüdüm — ve sohbet çoktan başladıktan sonra masada kalan kahve fincanları arasında. Bunu hiçbir zaman bir yetenek olarak görmedim — daha çok bir bakma zanaatı. Ne kadar çok fincan okursan, o kadar çok görürsün.
"Sana gelecek vaat etmiyorum. Gerçekten baktığımı ve gördüğümü dürüstçe anlatacağımı vaat ediyorum."Asuman